Türk Hukukunda Ötenazi

Ötenazi

Ötenazi, kelime anlamı olarak “iyi ölüm, bir kimseyi acı çekmemesi amacıyla öldürme” anlamına gelmektedir; tanım olarak ise “uygulanmadığı takdirde acı çekecek kronik ya da ölümcül hastalığı olanlar için acısız ölüm rızası” anlamına gelir. Ötenazinin birçok çeşidi vardır;

Aktif Ötenazi

İyileşmesi tıbben mümkün görülmeyen bir hastanın acı ve ıstıraplarına son vermek için rızası üzerine olumlu bir eylem ile tıbbi yollardan yaşamının sona erdirilmesidir. (Hastaya yüksek dozda morfin verilmesi buna örnektir.)

Pasif Ötenazi

Hastanın bir müddet daha yaşamasını sağlayan yaşam destekleyici tedaviyi sona erdirerek hastayı ölüme terk etmektir. (Hastanın bağlı olduğu yaşam ünitesinin fişinin çekilmesi buna örnektir.)

Dolaylı Ötenazi

Hekimin, hastasının acısını azaltmak üzere kullandığı ve kullanılmasının tıp bilimi tarafından öngörüldüğü bir ilacın kaçınılmaz bir yan etkisi olarak hastanın yaşamının kısalmasıdır.

Ötenaziye karar vermiş olan kişilerin akıl ve ruh sağlığının ne derecede sağlıklı olduğu tartışılır çünkü insanın, kendi yaşamına isteyerek son vermek istemesi olağan bir durum değildir ki ötenaziyi isteyen insanların büyük bir çoğunluğu da tedavi olamayacak derecede hasta olan insanlardır.

Ötenaziyi Tercih Eden Ünlüler;

Birçok ünlü isim geçmişte ötenazi kullanarak yaşamlarına son vermiştir. Bu isimlere örnek olarak Hugo Claus(yazar ve şair), Friedhelm Konietzka(futbolcu), Herbert Fux(oyuncu) gibi isimler gelmektedir.

Ötenazi, birçok ülkede suç olarak kabul edilmemiştir, bunun temel nedeni ise kişilerin “yaşama hakkı”nın kişiye özgü olması ve bunun üstünde serbestçe tasarruf edebileceği düşüncesi yatmaktadır. Mesela; Hollanda, Belçika gibi ülkelerde ötenazi serbest ve yasal olarak yapılmaktadır; yapanların ise cezai sorumluluğu yoktur.

Türk Hukukunda;

Ötenazinin temelinde insanın “yaşama hakkı” vardır. Yaşama hakkı ise kişinin Anayasa (m.17) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(madde 2) ile korunmuş, en temel ve en çok korunması gereken haktır çünkü insan yaşamını yitirdikten sonra diğer hakları kullanma imkânı kalmamaktadır. Yaşama hakkı, devredilemeyecek ve vazgeçilemeyecek bir hak olduğu için ötenazi, Anayasa ile dolaylı olarak yasaklanmıştır.

Kasten öldürme, bir başkasının hayatına kasten son verilmesidir. Türk Hukuku’nda “kasten öldürme”, TCK m.81-82-83. Maddeler ile yasaklanmıştır. Kasten öldürme suçu için meşru müdafaa, kanunun hükmünü icra gibi hukuka uygunluk nedenleri tanınmıştır fakat “ilgilinin rızası” kasten öldürme suçu için hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmemiştir bu yüzden ötenazi, Türk Hukuku’nda kesin olarak yasaktır.

Türk Hukuku’nda kasten öldürme suçu için ilgilinin rızası ve kısmen ötenazi ile ilgili bir olay Yargıtay’a konu olmuştur. Söz konusu olayda kan kardeşi olmak isteyen iki kişiden birisi, diğerine bileklerinin kesilmesi için rıza gösteriyor, fail, mağdurun bileğini kestikten sonra aşırı kan kaybından dolayı mağdur yaşamını yitiriyor. Yargıtay, faile taksirle öldürme suçundan cezaya hükmediyor ve gerekçesinde ise ötenazinin Türk Hukuk Sisteminde kesinlikle yasak olduğunu, insanın “yaşama hakkı”nın elinden alınamayacağı ve rızanın, bu durumu hukuka uygun hale getirmeyeceği açıkça belirtilmiştir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2005/213 Esas Sayılı Kararı)

Şahsi fikrime göre Türk Hukuku’nda ötenazinin, ülkemizin örf/adetlerine ve toplumun %99’unu oluşturan İslamiyet İnancına göre yasak olması uygundur. Kişiler her ne kadar “yaşama hakkı” müstakilen sahip olsa da kendisinin ölümünü talep eden kişinin akıl sağlığının ve mantıklı düşünebilme imkânının yerinde olmadığı muhakkaktır.


Furkan Avcı

[ Y318 ]

6+
Yazıyı Paylaş;
Furkan Avcı

Furkan Avcı

Tarafından yayımlandı.| KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi | Yazarın Diğer Yazılarına Gitmek İçin Tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir